USD/TRY ABD DOLARI / TL
Alış    Satış
EUR/TRY EURO / TL
Alış    Satış
GBP/TRY STERLİN / TL
Alış    Satış
GAU/TRY GR ALTIN / TL
Alış    Satış
02 Ekim 2020 Cuma 10:56

'Kur' sizin için de önemli değil mi?

'Kur' sizin için de önemli değil mi?

Bilindiği üzere Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Berat Albayrak 29 Eylül Salı günü Yeni Ekonomi Programı’nı açıkladı. Lakin ne hikmettir ki bu güne kadar açıklanan programların hemen hemen hepsinde ‘Yeni’ mottosu olmasına karşın, veriler hep ‘Eski’ye gitmeye başladı.

Bir önceki açıklanan programda yıl sonu büyüme hedefi %5 olarak belirlenmişken, revize edilen büyüme verisi %0,3 olarak ifade edildi. Bunun yanı sıra yine bir önceki programda %11,8 olarak hedeflenen işsizlik verisi revize edilerek %13,8’e yükseltildi. Artan bu olumsuz süreçler bireyinden, kurumuna kadar hemen hemen herkesi derinden etkiledi/etkiliyor.

Bitmedi…

Büyüme hedefi 2020 yılı sonu için %5 olarak belirlenen günden bu yana, dolar kuru yaklaşık %20 değer kaybetti. Tüm bu süreç yaklaşık 9 ay içerisinde gerçekleşti. Lakin her ne kadar bu durum kimi mecralar tarafından ‘Rekabetçi Kur’ olarak adlandırılsa ve dış ticaret verilerine pozitif etki etmesi beklense de durum sanıldığı gibi görülmüyor. Zira dün açıklanan rakamlara göre İhracat ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5.7 azalarak 12.46 milyar dolar, ithalat yüzde 20.4 artarak 18.74 milyar dolar oldu. Sonuç itibariyle bu ‘Rekabetçi Kur’ seviyesinde olmamıza rağmen ihracatın ithalatı karşılama oranı 2019’un aynı ayına göre %18,5 geriledi. Ya ‘Rekabetçi’ olmasaydı…

YAP(MA)-İŞLET(ME)-DEVRET(ME)
Hükümetin yatırımlar için sıkça başvurduğu yöntemlerden birinin Yap-İşlet-Devret modelleri olduğunu biliyoruz. Nitekim bu yolla birçok köprü, sağlık tesisi, havalimanı vb. fiziki tesisleri inşa etti. Lakin söz konusu olan projelerden hemen hemen hepsinin garanti kapsamında olan ödemeleri ‘döviz’ bazında olunca ve dolar kurunun günden güne arttığı göz önüne alındığında 20 yılda maliyetini amorti edecek olan yüklenici firma, dolar kurunda meydana gelen artış sayesinde belki de 10 yılda amorti ediyor ve kalan belki de 20-30 yılı(proje süresine göre değişiklik gösteriyor) kar olarak geriye kalıyor.

Nitekim bu duruma örnek olarak son günlerde gündeme gelen Kütahya Zafer Havalimanının durumunu örnek vermek mümkün.

Yılın ilk 8 ayı için garanti edilen yolcu sayısı 852.900 iken, havalimanını kullanan yolcu sayısı 7.233.

Fark: 845.667. Yani taahüdün gerçekleşme oran %1 bile değil. Gerçekleşmeyen taahhüt için devlet ne kadar ödeyecek dersiniz? Tam 4 Milyon 514 Bin Euro(Yaklaşık 41 Milyon Türk Lirası.

Sanmayın ki garanti yolcu sayısı pandemiden dolayı tutturulamadı.

Zira geçen senenin rakamlarını da sizle paylaşayım:

2019- Garanti edilen yolcu sayısı: 1.232.000.

Gerçekleşen: 82.000 - Fark: 1.150.000

Bu bahsettiğim sadece bir örnek. Bunun gibi onlarca köprü, havalimanı, tesis vb. yapılaşma var ve yapılan tüm bu projeler döviz kuru üzerinden anlaşılmış durumda. Ve bu durum ödemeler dengesine sürekli eksi olarak kaydedilmekte.

Kaldı ki kötü olan buraya kadar olsa…

An itibariyle devam eden/yeni yapılmaya başlanan projeler dahi döviz kuru üzerinden anlaşılmış durumda.

İlla döviz kuru anlaşması istiyorsan fiyatı sabitlenmiş döviz kuru yap, ya da daha efdali TL üzerinden anlaşmanı gerçekleştir. Lakin bizim ülkenin en büyük problemlerinden biri hatalardan ders çıkarmamak ya da hatalara göz yumarak yeni zenginler çıkarmak…
Peki bunun faturası kime çıkıyor? Elbette ki yine sana, yine bana…

Kalın sağlıcakla…

Yazarın Diğer Yazıları