USD/TRY ABD DOLARI / TL
Alış    Satış
EUR/TRY EURO / TL
Alış    Satış
GBP/TRY STERLİN / TL
Alış    Satış
GAU/TRY GR ALTIN / TL
Alış    Satış
06 Haziran 2021 Pazar 14:07

ÇEVRE KONUSUNDA DERSİMİZİ NE ZAMAN ALACAĞIZ?

ÇEVRE KONUSUNDA DERSİMİZİ NE ZAMAN ALACAĞIZ?

Son iki yıldır mart ayları bize çevre bilincini aşılamak için işaret gönderiyor.

Geçtiğimiz yıl dünyayı kasıp kavuran ve hala etkisini sürdüren koronavirüs salgını.

Bu yıl da Marmara Bölgesi’ni etkisi altına alan ve deniz yaşamını tehdit eden deniz salyası.

Peki biz çevre ile ilgili bilinçlenmek, doğayı tahrip etmemek için daha ne kadar olay yaşamak zorundayız?

Koronavirüs ilk çıktığı andan itibaren sürekli olarak, ders almamız gerektiğini vurgulamıştım.

Artık doğa "yeter" diyor.

"Artık benimle birlikte dostça yaşamayı öğrenin" diyor.

Geçen süreçte gördük ki ders almak yerine daha fazla çevreyi kirletir olduk.

5 Haziran Dünya Çevre Günü.

Dünyaca kutlanıldı.

Ama hala kesin adımlar atılmadı.

Avrupa, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nı açıklayarak bu işe dur diyecek bir mekanizmayı da devreye soktu.

Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın Bursa sanayisine etkilerini en aza indirmek ve gerekli dönüşümü kolaylaştıracak bir fonksiyon üstlenmek amacıyla, BUSİAD bünyesinde kurulan, Avrupa Yeşil Paktı Görev Gücü’nün tanıtımı nedeniyle BUSİAD Evi’nde toplantı düzenlendi.

Pandemi sonrasında açık havada yapılan toplantı bile aslında çevrenin önemini anlatmak için yeterli oldu aslında.

Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ergun Hadi Türkay, “Şunu çok iyi anlamak ve işselleştirmek zorundayız, bu salt bir çevre meselesi değil, yeni bir uluslararası ticaret ve iş stratejisidir. Bazı yerlerde bu mutabakatın AB’nin yeni gümrük engeli olarak gören anlayışlar var. Bunu bir engel değil, kendimiz ve dünyamız için bir fırsat olarak görmeliyiz. AB, 2050 yılında kıtada karbon nötr durumuna ulaşmak için de, Sınırda Karbon Düzenlemesi (SKD) uygulamasını başlatıyor. SKD ile AB’nin paydaşları da belirlenen karbon sınırlarına uymak zorunda kalacak, aksi halde bedelini ödeyecek” diyerek durumu özetledi aslında.

Yeşil Mutabakatın Türkiye’yi de etkileyeceğini kaydeden Türkay, “Bilindiği gibi ihracatımızın yarıya yakınını AB’ye yapıyoruz. Sanırım bu cümle bile durumun ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Pazarımızı kaybetmek istemiyorsak, karbon salımını düşürmek zorundayız” dedi.

Bununla ilgili yapılması gerekenler de değinen Türkay, Türkay, şöyle devam etti:“Bunun için paradigmamızı değiştirmemiz gerekli. Enerjide ve ulaşımda fosil yakıtları, önce düşüncemizden, ardından da uygulamadan çıkarmak zorundayız. Yenilenebilir enerji ve elektrikli araçlarla ulaşımı artık hayatımızın vazgeçilmezi kılmalıyız. Ardından üretimde ve tüketimde doğrusal değil, döngüselliği içselleştirmeliyiz. Dayanıklılık, geri dönüşüm, yeniden kullanım, tamir ve atıkların azaltılması, döngüsel ekonominin parçaları. Sürdürülebilir ürünlerin bir istisna değil, norm haline gelmesi gerekir. Atık kavramını sıfıra indirmeliyiz” diye konuştu.

BUSİAD AB Yeşil Paktı Görev Gücü Başkanı Hüsamettin Çoban da “Avrupa Birliği kendi içerisinde planlandığı bu stratejileri ticaret yolu ile diğer ülkelere de yaymayı planlamaktadır. Avrupa ile ticaret yapan tüm kuruluşlar, bu stratejiler çerçevesinde üretim yapmak veya ticaretlerini bu Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde düzenlemek zorunda kalacaktır” dedi.

Çoban, “Bu çerçevede BUSİAD AB Yeşil Paktı Görev Gücü olarak yeni şekillenecek ticaret sistemi ile ilgili Bursa sanayicisinin farkındalığını artırmayı, yeni ticaret sisteminin getireceği tehditlere ve fırsatlara hazır olmak için gerekli altyapının oluşturmasına katkı vermeyi amaçlamaktayız” diye konuştu.

Sanayinin kontrolsüz büyümesinin önüne geçilmesi gerektiğine vurgu yapan BUSİAD Yeşil Bursa Çalışma Grubu Genel Koordinatörü Doç. Dr. Efsun Dindar ise, “Öncelikli olarak sanayinin kontrolsüz büyümesi, tarım topraklarının tahrip edilmesi ve doğal kaynakların bilinçsizce tüketilmesinin önüne geçilmelidir. Yasal bir zorunluluk olduğu için değil, gelecek nesillerin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşayabilmesi için vicdani bir sorumluluk ile yerine getirmesi gerekmektedir” açıklamalarında bulundu.

Evet bugün Marmara Denizi içindeki canlılar ile birlikte can çekişiyor.

Bunun önemli nedenlerinden birisi de denize ulaşan derelerdeki sanayicinin arıtmadığı atık sular.

Gelecek nesillere güzel bir dünya bırakmak istiyorsak maliyet düşünmeden gerekli önlemleri almalıyız.

Geleceği düşünmeseniz de AB’ye ihracat yapabilmek için bunu yapmak durumundasınız.

Yazarın Diğer Yazıları