USD/TRY ABD DOLARI / TL
Alış    Satış
EUR/TRY EURO / TL
Alış    Satış
GBP/TRY STERLİN / TL
Alış    Satış
GAU/TRY GR ALTIN / TL
Alış    Satış
25 Haziran 2021 Cuma 18:36

EŞSİZ GÖKYÜZÜ HAVUZU’NUN OTOPARKINA ‘BURSA’ İMZASI

EŞSİZ GÖKYÜZÜ HAVUZU’NUN OTOPARKINA ‘BURSA’ İMZASI

Otopark sistemlerinde global marka olan, Bursa merkezli Sanpark firması,  İngiltere’de inşa edilen dünyanın ilk transparan gökyüzü havuzu ile gündeme gelen Embassy Gardens'ın çözüm ortağı oldu. Şanmak Makine ve Sanpark Yönetimi Kurulu Başkanı ve aynı zamanda BTSO Yönetimi Kurulu Başkan Yardımcısı olan Cüneyt Şener, yurt dışındaki büyük projelerin detaylarını anlatırken ülkemizdeki otopark sıkıntısının nasıl çözülebileceğine dair önerilerini de açıkladı.

 

-İngiltere'nin başkenti Londra'da dünyanın ilk transparan gökyüzü havuzu ile konuşulan Embassy Gardens'ın otopark sistemlerinde çözüm ortağı oldunuz. Burada nasıl bir sistem kuruldu?

İki bina arasına yapılan dünyanın ilk transparan havuzu ile gündeme gelen Londra’daki Embassy Gardens'ta Majortrio ürünlerimizle, 360 araç kapasiteli otopark alanı sağladık. Bu sistemimiz  üç araç için aynı metrekarede park imkanı sağlıyor.  Ayrıca 60 adet elektrikli araç şarj modülünü makinelerimize adapte ederek 'park et- şarj et' birleşik görev misyonunu uygulamış olduk.

Embassy Gardens, teknoloji ve mimari estetiği birleştiren pek çok özelliği önemli yapılar. London Eye, Parlamento binası ve Thames Nehri manzarasının yanı sıra ABD Büyükelçiliği binasının yanında yer alan Embassy Gardens'da süit daireler 5 milyon Sterlin'e (yaklaşık 61 milyon TL) alıcı buluyor. Oradaki müşterilerin pek çoğu da büyük yatırımları olan kişiler. Embassy Gardes dünya basınında en çok gökyüzü havuzu ile öne çıktı. Çünkü dünyada bir ilk. Yerden 35 metre yükseklikte yer alan havuz; 25 metre uzunluğu, 5 metre genişliği ve 3 metre derinliğiyle dikkat çekerken 30 santimetrelik havuz tabanıyla 400 ton su taşıyabiliyor. Havuz, tamamen şeffaf olması sebebiyle turistlerin de ilgi odağı oldu.

Sanpark olarak bayrağımızı dünyanın gündemine oturan bir projede dalgalandırmanın haklı gururunu yaşıyoruz.

 

 

 

ÜRETİMİN YÜZDE 95’İ İHRAÇ EDİLİYOR

-Yurt dışı pazarlara açılma süreciniz nasıl şekillendi?

-Otopark sistemleri üretimine 1998 yılında başladık. Esasında 1958 yılından beri makine üreten bir şirketiz. 1998’de daha önce ürettiğimiz araç servis ekipleri sektöründen bir müşterimizin park yeri ihtiyacına yönelik “Araç servislerinizi kullanabilir miyim?” sorusuna istinaden bu ürün gamının üretimine başladık. 1995-1998 yılları arası yaptığımız işle ilgili araştırma amaçlı birçok ülke seyahatinde bulundum. Gittiğim ülkelerdeki çalışma şartlarını, bu sistemlerin kullanımına yönelik incelemeler yaptım. Gördüm ki bu işle alakalı önemli bir potansiyel var.

1998 yılında New York’ta otopark sistemleri montajı yapılan bir sahada incelemelerde bulunurken, onlardan ilk siparişimizi aldık. 30 adet makine için, teslimden 3 ay sonra, herhangi bir problem olmazsa, ödemesini almak üzere yaptığımız bir anlaşmaya razı olduk. New York’tan sonra İngiltere pazarına girdik. Böylece yolculuğumuz devam etti. Bugün dünyanın 60 farklı ülkesinde otopark makinelerimiz çalışıyor.  

Öte yandan Türkiye’de ilk satışımızı 2008 yılında yapabildik. Türkiye pazarı bizim otopark makinelerimize ancak 10 yıl sonra hazır oldu. Şu anda da üretimimizin yüzde 95’i ihracata yönelik.

 

-Yurt içinde yüzde 5’lik payın olmasını neye bağlıyorsunuz?

-Şu an Türkiye’de bu tarz yatırımlar istediğimiz seviyelerde değil. Yeni otopark yönetmeliği doğrultusunda bir adım atıldı. Bu alanda ülkemizin şartları henüz yeterli değil. “Her ailenin, ev başına 1 araçlık otopark hakkı olacak” deniyor. Ancak hâlihazırda orta seviye gelir sahibi bir ailede, eğer eşlerin ikisi de çalışıyorsa genelde 2 araçları bulunuyor. Dolayısıyla bu kısıtlamanın arttırılması gerekiyor.

Ülkemizde bu noktada karşılaştığımız en büyük sıkıntı, belediyelerin mevzuat gereği tahsil ettikleri otopark gelirlerinin otopark yatırımlarına dönüştürülememesi. Belediyeler, konut inşa ederken, eğer otopark yapma imkanı yoksa daire başına otopark ücreti alıyor. Fakat çok azı, bu geliri otopark yatırımı olarak değerlendiriyor. Değerlendirenler de büyük bölge otoparkları yapıyor. Bunlar da ilgili mahallenin ihtiyacını karşılamıyor.

Ayrıca bizim insanımızın standartları biraz farklı. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; dünyada sürücülerin araçlarını bıraktıkları nokta ile varacakları yer arasında ortalama 800 metre olması yeterli. Ancak ülkemizde bu mesafe, 50-100 metreye düşüyor. Dolayısıyla halkımız, 800 metre uzaklıktaki bir yere aracını park etmek istemiyor. Aracı bırakıp yürümeyi sevmiyoruz.

 

 

OTOPARKLARDA TAPULANDIRMA OLMALI

-Ülkemizdeki otopark sistemleri nasıl oluşturulmalı ve yönetilmeli?

-Büyük bölge otoparklarından ziyade daha küçük ölçekli ama sıklığı fazla olan otoparklar gerekli. Daha öncesinde bununla ilgili merhum Başkan Kadir Topbaş döneminde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile beraber ‘Apart Parklar’ diye bir proje geliştirmiştik. 100-200 metrede bir, insansız çalışan mahalle otoparklarının kurulması önerisini gündeme getirmiştik. Ne var ki otopark sahiplerine yönelik otopark alanının tapulandırılması ile ilgili kanun hala çıkartılamadı. Bu noktada yurtdışındaki uygulamalara bakılmasının faydalı olacağını düşünüyorum. Japonya’da siz araç almak için gidince önce paranıza bakmazlar. Otopark tapunuz varsa parasını verip araç alabiliyorsunuz. Biz de ülkemizde böyle bir otopark tapusu organizasyonu oluşturabilirsek ciddi bir yatırım aracı olur.

Bugün İstanbul’da ticari amaçlı bir evi alıp kiraya verdiğinizi düşünün. Mülkün maliyetini ancak 20 yıl ya da daha fazla zamanda karşılayabiliyor. Dolayısıyla makul ve mantıklı bir yatırım aracı değil. Bir ticari otoparkta maliyetin kâr olarak dönüşmesi süresi ise bir yılın altında. Böyle bir ticari kazanç, hangi iş kolunda var? Dolayısıyla ev yerine otopark tapusu alabilmek ve bunun ticari dönüşümünü sağlayabilmek, hem toplumsal bir problemin giderilmesi açısından önemli bir çözüm unsuru, hem de çok ciddi bir ihtiyacın ortadan kaldırılması açısından önemli bir imkân.  

Otopark ve dolayısıyla trafik sorununun temel nedeni, caddelerde gezen araçların yüzde 30’unun otopark yeri arıyor olmasıdır. Siz yeterli sayıda otoparkı şehre konumlandırdığınız zaman ciddi anlamda trafik yükünü azaltırsınız. 1998 yılında Güney Kore’ye gittiğim zaman hiçbir aracın cadde kenarına park etmediğini fark etmiştim. Her evin altını ticari otopark haline getirmişler. Her binaya olması gerekenden yüzde 30 fazla park yeri sunuyorlar, onları da ücretlendiriyorlar.

 

110 ODALI MALİKANEYE 5 MİLYON LİRALIK OTOPARK

-Yine İngiltere’de, çok lüks bir malikâne için hayata geçirdiğiniz çok özel bir proje de var. Bu projenin hikâyesini özetler misiniz? Nasıl başardınız?

-İngiltere’de 20 yıla yakındır faaliyet gösteriyoruz. Bayiimizle de sürekli olarak servis hizmeti sağlıyoruz. İngiltere’de pek çok otopark makinemiz çalışıyor.

İngiltere’de yaptığımız en önemli proje, Channel 4 kanalına da konu oldu. Londra'nın ünlü milyonerlerinden John Caudwell'in 65 milyon Pound harcayarak restore ettirdiği 9 katlı 110 odalı malikânesine, çok özel 10 araçlık bir otopark yaptık.  Araçlar içeri girdikten sonra özel bir asansör sistemiyle içerideki muhafaza alanına sevk ediliyor ve buradaki özel raflarda sergileniyor. Sergileniyor diyorum çünkü otopark duvarları cam. Yüz tanıma sistemi ile saniyeler içerisinde ev sahibinin istediği araç, istenen kata fiziki olarak geliyor. Caudwell'in çok değerli antika otomobil koleksiyonu için projelendirme, üretim ve yazılımını yaptığımız bu butik otopark bizim keyifle çalıştığımız projelerimizden biri oldu. 

 

‘İHRACATI 6 KATINA ÇIKARMAYI HEDEFLİYORUZ’

-Kaç ülkeye ihracat gerçekleştiriyorsunuz?

23 yıldır otopark sistemleri üretiyoruz. 60’tan fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. En büyük pazarlarımız İngiltere, ABD, Almanya, İspanya, Rusya, Ukrayna, İsrail ve Romanya. 220 çalışan istihdam ediyoruz. 30’dan fazla mühendisimiz var. Ar-Ge Merkezi sahibi olan bir firmayız.

 

-Hayata geçirmek istediğiniz büyük projeler var mı?

-Planlarımız dâhilinde 2 önemli proje var. Biri 600, diğeri ise 4 bin araçlık. İhracat hedefimiz de mevcuttaki ihracat tutarımızı 6 katına çıkarmak.

Özel Röportaj: Erdal Çatalkaya