USD/TRY ABD DOLARI / TL
Alış    Satış
EUR/TRY EURO / TL
Alış    Satış
GBP/TRY STERLİN / TL
Alış    Satış
GAU/TRY GR ALTIN / TL
Alış    Satış
06 Haziran 2023 Salı 09:47

Siyaset-Ekonomi Gündemine Farklı Bir Açıdan Bakmak2

Siyaset-Ekonomi Gündemine Farklı Bir Açıdan Bakmak2

Türkiye’de Mayıs ayında gerçekleşen seçimler sonucunda partilerin meclisteki yeni milletvekili dağılımı ile birlikte Cumhurbaşkanı da belli oldu. Mevcut Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet tarihinde ilk kez gerçekleşen 2. Tur seçimleri sonucunda geçerli oyların yaklaşık % 52’sini alarak yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. Seçimler öncesinde en çok üzerinde durulan konular elbette ekonomik meselelerdi. Ancak pek çok araştırmacı ve ekonomistin tahminlerinin ötesinde ekonomik gelişmelerin siyasi tercihler üzerindeki belirleyiciliğinin bu seçimde sınırlı olduğu görüldü.

 

Elbette ekonomik gelişmeler siyasi gelişme ve tercihler üzerinde etki doğurabileceği gibi, siyasi gelişme ve tercihler de ekonomik gelişmeler üzerinde etki doğurabilir. Bu konuda geçen ay üzerinde durulan “politik istikrar ve şiddetin/terörün yokluğu”, kısaca politik istikrar endeksindeki gelişmelerin incelenmesi oldukça önemli. Politik istikrar endeksine göre bir ülkenin puanı + 2,5 değerine ne kadar yakınsa, bu ülkede politik istikrarın büyük ölçüde gerçekleştiği söylenebilir. Endeks değeri -2,5’a doğru yaklaştıkça ilgili ülkede rejim değişimi, meşru ve meşru olmayan yollarla sürekli hükümet değişiklikleri, toplumsal şiddet olayları, protestolar, terör, askeri darbe, iç savaş, politik suikastlar, ekonomik ve finansal krizler, siyasi kutuplaşma, yolsuzluk, etnik bölünme gibi durumların ortaya çıkma ihtimali de artmaktadır.

 

Peki, yatırımcı olsak ve bir ülkeye yatırım yapma kararı vermek istesek, politik istikrar yönünden zayıf bir ülkeye yatırım yapar mıyız? Bu soru çerçevesinde verilebilecek yanıtlara göre, politik istikrar yönünden dezavantajlı ülkelerin ekonomik açıdan da dezavantajlı olacakları ihtimali de yükseliyor. Aşağıdaki grafikte Dünya Bankası tarafından yayınlanan Dünya Yönetişim Göstergeleri çerçevesinde Türkiye’nin politik istikrar endeks rakamları görülebilir. Rakamlar eksi değerlerde olduğu için Türkiye genel anlamda politik istikrarsızlığın olduğu bir ülke. Ancak diğer taraftan 2007 yılından başlayarak 2016 yılına kadar yaşanan gelişmeler, Türkiye’de politik istikrarsızlığı daha da arttırmış gözüküyor. İlgili dönem içerisinde yaşanan toplumsal ve siyasi olaylar değerlendirildiğinde bu gelişmelere yol açan faktörlerin neredeyse tamamının, fiili siyasi güç unsurlarının hukuki siyasi güç unsurlarına yönelik baskılarının neden olduğu söylenebilir. 

 

Önceki yazıda da değinildiği gibi… Hukuki siyasi güç, meşru seçimlere girip seçmenlerden iktidar görevi alan partiler/kişilerdir. Fiili siyasi güç ise bu siyasi gücü seçmenden almayan, fakat tarihsel olarak kendisini siyasi bir güç olarak topluma kabul ettirmiş olan gruplardır. 2007 Cumhurbaşkanlığı seçim süreciyle başlayan ve 15 Temmuz 2016 süreciyle sona eren dönemde Türkiye toplumsal, siyasal ve ekonomik açıdan oldukça zor dönemler yaşadı. Ekonomik olarak içinde bulunduğumuz zor koşullar genel olarak Türkiye’yi istikrarsılaştırma yönünde fiili siyasi güç unsurları tarafından atılan adımlar tarafından şekillendi. Türkiye ilk yüzyılın son 15 yılında zor bir dönemden geçti. İkinci yüzyılda ise toplumsal, siyasi ve ekonomik olarak atılacak her olumlu adım için hukuki - fiili siyasi güç unsuru ayrımında ağırlığın hukuki siyasi güç tarafında olması önemli. Ekonomik olarak Türkiye’nin önünde gerçekleştirilecek pek çok hedef var, ancak Türkiye’nin gelecek dönemdeki ekonomik hedeflerine ulaşılabilmesi adına politik istikrarın da sağlanması zorunlu görünüyor.   

Yazarın Diğer Yazıları