USD/TRY ABD DOLARI / TL
Alış    Satış
EUR/TRY EURO / TL
Alış    Satış
GBP/TRY STERLİN / TL
Alış    Satış
GAU/TRY GR ALTIN / TL
Alış    Satış
09 Ekim 2020 Cuma 10:21

Sözleşemediğimiz Tarım...

Sözleşemediğimiz Tarım...

Artık ‘’Tarımın önemini pandemide daha iyi anladık’’ gibi cümleler kurmak çok sıkıcı ve içi boş ifadeler olarak algılanmaya başladı. Zira lafa değil icraata bakma zamanı çoktan geldi ve geçiyor.

Gıda Sanayiini büyütmeden tarım ürünleri üretimini arttırmazsınız. Aksi durumda da arz fazlası yaşar ve yaşanılan arz fazlasının olumsuz etkilerini bir sonraki sezon eksik üretim miktarları ile farklı bir sorun olarak hissedersiniz. Buna kısaca örümcek teorisi denir.

Üretim ayağı ile işleme, lojistik ve tüketim ayağının tümünü bir ekosistem olarak kabul etmeden her birini ayrı ayrı planlar ve birbirinden kopuk bir şekilde işletirseniz her daim arz ve talep dengesini kaybedersiniz. Bu durum üreticinin gelirlerini olumsuz etkileyeceği gibi ekonomik ve sosyolojik sorunları da beraberinde getirir.

Türkiye’de yıllardır yaşanan ve ana haber bültenlerine konu olmanın dışında çözüm odaklı bir sürece sokulamayan soğan, patates, domates gibi daha bir çok tarım ürününün tarlada bırakılması, değerlendirilememesi ve sonuç olarak üretici toplum nezdinde sosyolojik yaralar açmasının altında yatan ana sebep üretimle tüketimin birbirinden bağımsız hareket etmesidir. Daha da ileri bir tabirle tarımsal üretim deseninin ve miktarının çiftçinin insiyatifinde yürüyor olmasıdır.

Halbuki çözümü basittir; SÖZLEŞMELİ TARIM...

Sözleşmeli tarım modeli üretenin ne kadar üreteceğini ve kime satacağını bildiği, alıcının kimden ne kadar hangi kalitede ürün alacağını önceden kayıt altına aldığı bir modeldir. Bu model özellikle tarıma dayalı gıda sanayiinin gün geçtikçe artan oranda kullandığı en sağlıklı modeldir. Dondurulmuş gıda gibi büyük tonajlı tarım ürünleri işleyen endüstriyel şirketler kendi bünyelerinde kurdukları ziraat ekipleri vasıtasıyla büyük çiftçiler,kooperatifler ve üretici birlikleri ile kontrat yaparak hem üretimde kullanacakları hammaddeleri miktar ve kalite olarak garanti altına alırlar hem de öngörü yapmaları kolay olduğu İçin satış kanallarını sağlıklı bir şekilde yönlendirebilirler. Aynı şekilde üreticiler de satış baskısından uzak yapmaları gereken asıl işe yani üretime konsantre olurlar. Sözleşme yapılmadan üretilen tarım ürünleri her daim öngörülemez bir yapıya sahiptir. Bu öngörülemezlik zaman zaman üretici ve zaman zaman da alıcı tarafına avantaj sağlar. Ama her iki durumda da bir tarafın zararı ve mutsuzluğu kesindir. Ülkenin tarım politikalarının sürdürülebilirliği açısından bu belirsizlik her daim ortadan kaldırılması gereken bir sorundur. Çözümü de sözleşmeli tarımdır.

Özellikle bu yıl Karacabey, Kemalpaşa bölgesinde yoğun olarak yaşanan domates ve biber arzındaki fazlalık ve üretici toplumda ortaya çıkan infial ise var olan sözleşmeli tarımın uygulanmamasından kaynaklanan bir sorundur. Ama her halükarda tarımda plansız üretimin ikincil olarak ortaya çıkardığı bir sorundur.

Sözleşme bir akittir ve yükümlülüklerine uymayı gerektirir. Sözleşmenin yapılma sebebi belirsizlikleri ortadan kaldırmak ve iki tarafın yapacağı faaliyetin kurallarını önceden belirleyip sağlıklı bir sonuç elde etmektir.

Türk Tarımın sorunu üretim ile alakalı değildir. Sorun planlama, verimlilik ve satış/pazarlama sorunudur. Envantersiz yapılan her iş sürprizlere açıktır. En sondan en başa doğru bir planlama yapmak suretiyle organize edeceğimiz ve SÖZLEŞEMEDİĞİMİZ tarımı tamamen sözleşmeli tarıma çevirdiğimiz şekil en ideal üretim şeklidir.

Yazarın Diğer Yazıları