USD/TRY ABD DOLARI / TL
Alış    Satış
EUR/TRY EURO / TL
Alış    Satış
GBP/TRY STERLİN / TL
Alış    Satış
GAU/TRY GR ALTIN / TL
Alış    Satış
19 Aralık 2022 Pazartesi 09:53

Toplumsal Dönemler ve Değerler

Toplumsal Dönemler ve Değerler

Her toplum; belli bazı iktisadi, siyasi ve beşeri yapılar ışığı altında gelişir ve değerler üretir.

Değerler, o toplumun kültürel kodlarını oluşturur.

İnsanlık tarihi bu kültürel kodlar altında şekillenip gelişmiştir.

Bazı değerler ilk çıktıklarında yer ve mekâna bağlı olarak gelişirler ve bu açıdan yereldir. Daha sonra gelişerek tüm toplumların ortak değerlerine dönüşürler, bu açıdan evrenseldirler. Bazı değerler ise hep yerel ve lokal düzeyde kalırlar.

Değerlerin esnek ve evrensel boyuta sahip oluşları pozitif gelişmeyi, yerel düzeyde ve değişmemezlik boyutlarına sahip oluşları ise negatif gelişmeyi tetikler.

Toplumsal dönemlerin değerlerini belirleyen etmenlerin başında sosyo- ekonomik süreçler gelir.

Özellikle iktisat kuramında Karl Marx’ın “alt yapı” ve “üst yapı”  dilemma vurgusu sosyologlar tarafından bilenen ve çok atıfta bulunulan bir kuramdır.

Marx’a göre alt yapı, üst yapıyı belirler.

Hegel’e göre ise üst yapı, alt yapıyı belirler.

Hegel, idealizmi ve kutsal devlet fikrini geliştiren filozoftur.

Bir rivayete göre Hegel’in “Beni birisi anladı, o da yanlış anladı” dediği kişi, öğrencisi olan K. Marx’tır.

Her dönem, belli bazı düşünceler tarafından şekillenir. Örneğin “Protestan Ahlakı ile Kapitalizmin Ruhu” arasındaki ilişkiyi ortaya çıkaran Max Weber’in çalışması bu anlamda zengin zihin açıcı donelere sahiptir.

Her dönemin zihinsel kodları birbirinden farklılıklar içerir. Dönemler değişirken onunla birlikte kavramlar da anlam kaybına uğrarlar. Kavramların zaman içinde muğlak ve müphem hale dönüşmeleri toplumsal yapının bir nevi değiştiğinin göstergesidir. Bazen bu değişim çok zor ve sancılı geçer. Bazen de kendiliğinden evrilerek dönüşüm sağlanır. Eğer değişim sancılı ise beşeri ve idari anlamda toplumsal anemi kaçınılmaz olur.

Lokal ve yerel değerlere sahip topluluklarda değişim çok sancılı ve ağır geçer. Tarım öncesi topluluklarda değişim daha az fakat daha fazla sancılı geçer. Tarıma dayalı topluluklarda daha az sancılı geçer. Çünkü tarım toplumu feodal yapı tarafından ayrışmış bir toplumsal tabakaya dayalıdır. Sanayi toplumlarında değişim daha hızlıdır. Çünkü toplumsal üretim ilişkileri tümüyle parçalanmış ve yeniden şekillenmiştir.  Değişim ve çatışma, üretim araçlarına sahip burjuva ile proleterya arasındadır.

İnsanlık tarihinde en büyük ihtilaller, devrimler ve sancılar sanayi döneminde gerçekleşmiştir.

Dönemler ve değerler açısından tarihe baktığımızda;

-Avcı toplayıcı toplumlarda, idari yapı “klan ve aşiret” şeklinde gelişmiştir. Bu dönemin düşünce biçimi daha çok pagan / metafizik yapılar üzerinde şekillenmiştir.

- Tarım toplumuna geçişle birlikte imparatorluklar ortaya çıkmış ve tek tanrılı dinler var olmuşlardır. Tarım toplumunun değerlerini belirleyen din olmuştur.

- Sanayileşme ile birlikte nasyonalist fikirler ve hukuk devleti ön plana çıkmıştır. İmparatorlukların yerine ulus/devlet modelinin yerleşmesiyle birlikte rasyonalizm, laisizm ve sekülerizm değerleri beşeri hayatta egemen olmuştur.

Günümüzde globalizm ile birlikte  iletişim ve ulaşım sayesinde insanın içinde bulunduğu tüm idari, siyasi, beşeri  ve iktisadi kavramlar bir anlam kaybına uğramış ve/veya uğramaktadır.

Günümüz insanı hem modernist hem de post modernist değerlerin kesiştiği bir ara aşamadan geçiyor.

 

Nerede ise dünün, bugünün ve yarının dünyasında yaşıyor.

 

Başka bir tabirle arafta kalmanın sancılarını yaşıyor.

 

Modern insan zaman sarkacında bir ileriye, bir geriye gidip geliyor. Bazen dünde, bazen de yarında yaşıyor. Değişim, ağır ve sancılı geçtiği için modern insan olay ve olgular karşısında hep ikircikli bir tutum sergiliyor. Bazen geçmişin ve bazen de geleceğin değerlerine sahip olmaya çalışıyor. Aslında geçmişe sarılıp öykünmesi onun yaralarına merhem olmayacağı gibi, geleceğinin belirsizliği karşısında debelenerek tutunmaya çalışması da onun dertlerine derman olmayacağı ortadadır.

 

Bütün bu yaşananlar geçiş dönemlerinin olağan sancılarıdır. Çünkü teknoloji ve dijitalleşme süreçleri her şeyi çok ciddi bir şekilde değiştiriyor.

 

Dönemler ve değerler açısından ‘homo sapiens’in yeryüzündeki yürüyüşüne baktığımızda; avcı toplayıcı topluluklardan tarım toplumuna, tarım toplumundan sanayi toplumuna ve sanayi toplumundan bilgi toplumuna doğru evrilmesi, hem üretim biçimini hem de siyasi ve beşeri yapıyı değişime uğratmıştır.

 

Günümüz dünyasında insan, doğa ve üretim ilişkisi tümü ile tek taraflı kar olgusu üzerinde bina edilmiştir. Bu hem doğada hem de beşeri ilişkilerde hegomonik ilişkilerin türemesine ve insanın toplumsal değerlerden yoksun bir hale dönüşmesine sebep olmuştur.

 

Sadece çıkarlara ve kazanca dayalı bir sosyal örgütleme tarzının kaostik değerler içerdiği unutulmamalıdır.

 

Her dönem kendi değerlerinin bir yansımasıdır.    

Yazarın Diğer Yazıları