USD/TRY ABD DOLARI / TL
Alış    Satış
EUR/TRY EURO / TL
Alış    Satış
GBP/TRY STERLİN / TL
Alış    Satış
GAU/TRY GR ALTIN / TL
Alış    Satış
05 Mayıs 2020 Salı 00:00

VAKİ OLANDA HAYIR VARDIR

VAKİ OLANDA HAYIR VARDIR

Her günü ayrı sürprizlerle dolu 2020 yılını ``doyasıya`` yaşıyoruz. Nisan ayının 11. Günü kıymetli babamı kaybetmiş olmanın verdiği hüzün ömür boyu içimizden çıkmayacak; ``Mekanın cennet olsun Babam`` bir kez daha, seni hiç unutmayacağız...

Türkiye`de Covid-19 salgınının görüldüğü ilk tarihten bugüne 56 gün geçti. Tablo bize vakaların azalma eğiliminde olduğunu söylüyor. Buna paralel olarak ta hükümet yeni normale geçişin zaman çizelgesini açıkladı. Doğruyu söylemek gerekirse imkan ölçüsünde verilmeye çalışılan maddi destekleri ve maske organizasyonunu bir tarafa koyarsak bugüne kadar olan süreç oldukça başarılı bir şekilde yürütüldü. Tabii ki burada en büyük pay hiç kuşkusuz Bakanından en alttaki hasta bakıcısına kadar sağlık teşkilatınındır. Gerek cesaretleri ve gerekse bilimsel yaklaşımları ile sağlık alanında dünyada bir otorite ülke olduğumuzu herkese bu vesile ile göstermiş olduk.

Dünya`da olan bitene baktığımızda ise başta Amerika olmak üzere Almanya ve Avustralya 160 Milyar dolarlık Corona faturasını Çin`e kesmenin hesaplarını yapıyor. Amerika Birleşik Devletleri bizi yine hiç şaşırtmadı ve her zaman olduğu gibi hesabı ödetecek ve çökecek bir kapı daha buldu. Ancak bu sefer geçmişte Suudi Arabistan`a ödetilen bedel kadar işleri kolay olmayacak gibi görünüyor ki Çin şu aşamada sessiz kalmayı tercih etse de her an karşı bir atakla bu oyunu bozabilir.

Öte yandan 21 Nisan gecesi 640 Milyon doların buhar olduğu petrol krizinden sonra Amerika Birleşik Devletleri, bir taraftan bacasız fabrikasında dolar basarak yangını söndürmeye çalışsa da Rusya ve Suudi Arabistan`da ortaya çıkan petrol arzı ile ilgili krize müdahale etmeye çalışıyor ancak görünen o ki bu sefer özellikle Arabistan`ı kontrol altında tutmak oldukça zor görünüyor. Maliyeti 80 dolar olan Suudi petrolleri bu fiyatın altındaki her fiyatta 519 Milyar dolar olan rezervlerini her geçen gün hızlı bir şekilde eritiyor. Bu gidişle Amerikan dolarının rezerv para olmaktan çıkması kehanetini yapmak çokta şaşılacak bir durum olmasa gerek diye düşünüyorum.

AB Bölgesinde bankaların mevduata eksi faiz uygulamaya başlaması piyasaların dikkatini altın ve bitcoin üzerine çevirmesine yol açtı. Altın hızlı yükseliş sonrası kısa bir nefeslenme sürecinden sonra tekrar artış eğilimine geçecek gibi duruyor. Asıl üzerinde durulması gereken nokta gelişmekte olan ülkelerin para birimleri dolar karşısında değer kazanırken TL nin teamüllere uygun olmayacak şekilde değer kaybetmesi merkez bankasının faiz uygulamaları ile birlikte dolar - TL `nin 7,20 seviyelerini deneyecek olduğunu hissettiriyor.

Altın ve dövize göre yıl bazında her daim daha fazla getirisi olan menkul kıymetler borsası özellikle bu dönemde yatırımcının oldukça temkinli yaklaştığı bir mecra olarak duruyor. Salgına bağlı olarak özellikle Turizm, Gayrimenkul, havacılık sektörlerinin uzunca bir süre durağan seyredeceğini düşünürsek Gıda perakende, ilaç, teknoloji ve otomotiv sektörleri bu dönemde yatırımcıya göz kırpan sektörler olarak algılanabilir.



Birazda Tarımdan konuşacak olursak;

Sağlıktan sonra Türkiye`nin en çok konuştuğu diğer bakanlık Tarım ve Orman Bakanlığı. Geçtiğimiz hafta iki önemli çalışma başlatıldı. Birincisi kısa adıyla DİTAP olan Dijital Tarım Pazarı projesi. Üretici ile tüketiciyi aracısız ancak hukuki kurallar çerçevesinde buluşturup her iki taraf içinde en yüksek karlılığı amaçlayan bu projenin uzun vadede Türkiye Tarım ürünlerinin değerlenmesi noktasında fayda getireceğini düşünüyor ve desteklenmesi gereken bir proje olarak görüyorum. Bunun yanında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile yapılan mutabakat ile Tarım Bakanlığına devredilen tarım yapılabilir hazine arazilerinin üreticilere kiralanması projesine de temkinli yaklaşıyorum. Beraberinde çok başka sorunları da getirmeye namzet bir konu olması hasebiyle bu kararın çok hızlı alınmış siyasi bir karar olduğunu düşünüyorum.

Salgının başladığı ilk günlerde hissedilen belirsizlik Tarım ve Orman Bakanlığının İçişleri Bakanlığı ile yaptığı uyumlu organizasyon neticesinde yerini kontrol edilebilir bir pozisyona bıraktı. Özellikle mevsimlik tarım işçilerinin üretim alanlarına transferi çok büyük sıkıntılar yaşanmadan gerçekleşti ve ekim-dikim çalışmaları büyük ölçüde sorunsuz bir şekilde yapıldı. Tabii ki yaşananlar bize bundan sonraki süreçte mevsimlik işçilerin tarımda ne denli önemli bir yeri olduğunu ve ilerleyen süreçte şartlarının iyileştirilmesi gerektiğini öğretti.

Öte yandan Amik Ovasında yapılan soğan hasadı yağan yağışlarla birlikte bir miktar ürün kaybına yol açsa da beklenen rekolte miktarlarına ulaşılması açısından sevindirici oldu. Bunun yanında tarlada 1 TL ye kadar düşen fiyatlar ise üreticiyi hiç memnun etmedi. Hal böyle iken rafta soğanın 4-5 TL arasında satılmaya devam etmesi de bize DİTAP projesinin ne denli önemli bir proje olduğunu göstermiş oldu. Bu arada soğan ihracatının ön izne bağlı olması fiyatların düşük seyretmesine sebep olan bir başka etmendi ki geçtiğimiz hafta kişi başı 250 ton ihraç izni verilmesi bir miktar üreticiyi rahatlattı.

Bundan sonraki süreç şu ana kadar olan süreçten daha önemli olacak diye düşünüyorum zira hasat zamanı geldiğinde para yapmayan tarım ürünlerinin derelere ırmaklara döküldüğü haber programlarını izlemek istemiyorsak yaş meyve sebze ihracatı ile ilgili her türlü önlemi ve teşviği vakit kaybetmeden yürürlüğe koymamız gerekiyor. Bu noktada özellikle 500.000 ton gibi rekolte beklenen kirazda hava kar taşımacılığının ticaret bakanlığınca desteklenmesi bir zaruriyet olarak önümüzde duruyor zira oldukça pahalı hale gelmiş olan mevcut fiyatlarla bu kirazın havayolu ile taşınması zor görünüyor. Turizmin desteklenmesi amacıyla yıllarca hükümetimizin yolcu başına verdiği destekleri düşününce en azından mayıs-eylül arasında vereceği navlun desteği (direkt verilemez ama farklı metodlar kullanılabilir) hem üreticinin ürününün tarlada kalmasına engel olacak hem de artan tarım ürünleri ihracatımızın önünü kesmemiş olacaktır.

Önümüzdeki dönem Türk Tarım ve Gıda Ürünlerine talebin en üst düzeyde olacağı bir dönemdir. Bu aşamada yurt dışındaki ticari ataşelerimize önemli görevler düşmektedir. Bugünlerde yerel basında yaptıracakları haberlerle Türk Tarım ürünlerine olan güven duygusunu işleyerek, kontrollü ve hijyenik şartlarda yetiştirilen ve paketlenen ürünlerin Avrupa Birliği pazarına daha fazla ve kalıcı olarak yerleşmesine katkı koyabilirler.


Son sözümüz Maske ile alakalı olsun. Hükümet en başta söyleyeceğini 56 gün sonra söyledi. En başta fiyatını ve hareketlerini kontrol edeceği bir organizasyon ile maske satışını ve ihracatını serbest bırakmayarak halk ve ihracatçı nezdinde olumsuz bir intiba bıraktı. Buna bez maske satışlarına de getirilen engel de eklenince bu işten para kazanmak isteyenlerin hevesleri kursaklarında kaldı. Gelinen noktada gerek tibbi gerekse bez maskelere kontrollü olarak ihracat yolu açılıyor haberi geldi ama maalesef özellikle AB pazarında ciddi bir satış dönemi boş geçildi. Neyse ki Vaki olanda hayır vardır.

Kalın Sağlıcakla...

Yazarın Diğer Yazıları